Herkese merhaba! Bugün tamamen plansızca yazayım dedim, bakalım bu kadar karmaşık düşünceden bir cacık olacak mı? Genel olarak ne kadar lafı dolandırmadan anlatmaya çalışsam da her zaman birilerinin anlayamadığı bir ifade veya cümle kullanıyorum... Bu konuşurken böyleydi, yazarken de doğal olarak bir şey değişmedi ama kararlıyım! Giderek daha sade yazacağım.
Size değer veren insanların eleştirileri önemlidir sanırım? Benim için de önemli... Ne kadar "Aman, siz zaten bu işten anlamıyorsunuz"desem de yüzlerine karşı, her zaman bir bildiği var ki böyle bir eleştiri yapıyor diye düşünürüm... E belki düşünebilirsiniz konu bütünlüğü nereye gitti diye! Birinci paragraf zaten eleştiri üzerine oluşan düşüncelerle yazıldı! İşte bu kadar önemli benim için eleştiriler -yazıya dökmeye değecek kadar.
Tabi eleştirinin de bir dozu olmalı değil mi hayatta? Her şeyin tadının kaçtığı gibi, fazla eleştiri de insanın moralini bozuyor. Sonuçta eleştirildiğiniz çoğu şey sizi bütün yapan küçük parçalardan biri. Kötü olan birkaç parçanın çıkarılması bir şeyi değiştirmez, hatta makineye iyi gelir ama o kötü; bu kötü derken dikkat edin de makineyi oluşturan ana parçaları kenara atmayın. Bunun da tek yolu mühendislerinizi seçerken dikkatli olmak.
6 Ocak 2014 Pazartesi
4 Ocak 2014 Cumartesi
İYİ Kİ
Bir haftadır yazmıyorum. Evet, belki bir blog yazmaya ara vermek için uzun bir zaman dilimi seçtim ama birkaç küçük neden var... Zaten bu yazımda da genel olarak o küçük nedenlerden en büyüğünü anlatmaya çalışacağım. Yine de önce küçük nedenlere bir yer vereyim tek tek. Kitaplar, piyano, spor, geziler, okul, yabancı dil (İngilizce bir blog yazmaya çalışıyorum) ve SINAVLAR... E büyük harflerden anlayabileceğiniz üzere o küçük nedenlerin en büyüğü sınavlar!
Ben başta olmak üzere; gelecek kaygısı olan herkesin tırstığı ama hayatımızın her köşesinde var olup; olmaya da devam edecek olan BAŞ BELALARI... Hep bu BELA şeylerden kaçtığımdan, beni durmadan kovaladıklarını hissettim ama geriye dönüp de bir bakacak olursam hiç durayım, belki de ebe bu sefer ben olurum demedim -Desem ne olurdu? Belki her şey farklı... İyi ki bu hayatta belki ve keşkelere yer yok! Hep kolay yolu seçtim, belki de ebe ben olunca herkes benden hızlı koşar korkusuyla! Her sınav çıkışında "İşte bu sınavdan almam gereken dersi aldım, artık çalışmaya başlıyorum" dediğiniz oldu mu? Eh, eğer olduysa beni anlayan insanlar da var deyip ana konuma döneyim. BAŞLAYAMADIM, hep erteledim -sonraki gün, ertesi aya; ertesi ay da, gelecek yıla dönüştü tahmin edebileceğiniz gibi.
Duymuşsunuzdur belki şöyle klişe bir söz: Hayat bir sınav...
Hayatı erteliyor musunuz -doğru soru erteleyebiliyor musunuz? Ya da ertelemek istiyor musunuz ki? Ben dolu dolu yaşayıp geriye bakınca sadece "İYİ Kİ"leri görmek istiyorum hayatımda, ama bu "İYİ Kİ"lere her şeyi erteleyerek ulaşamayacağımın da farkına vardım! Önemli olan şey o sınavlardan kaçmadığınızda hoşlandığınız şeyleri yapabilecek olmanız... (Örneğin bu düşüncelere üç gün önce sahip olsam blog'u aksatmadan yazardım.) Evet, kabul ediyorum biraz fedakarlık gerektiriyor. Belki o izlediğimiz dizilerden birini, sadece birini bir haftalığına izlememiz gibi ama ödülün büyük olacağına inanıyorum. Neden mi? Çünkü hayat gibi bir sınavda yapılan hiçbir şey karşılıksız kalmaz!
Ben başta olmak üzere; gelecek kaygısı olan herkesin tırstığı ama hayatımızın her köşesinde var olup; olmaya da devam edecek olan BAŞ BELALARI... Hep bu BELA şeylerden kaçtığımdan, beni durmadan kovaladıklarını hissettim ama geriye dönüp de bir bakacak olursam hiç durayım, belki de ebe bu sefer ben olurum demedim -Desem ne olurdu? Belki her şey farklı... İyi ki bu hayatta belki ve keşkelere yer yok! Hep kolay yolu seçtim, belki de ebe ben olunca herkes benden hızlı koşar korkusuyla! Her sınav çıkışında "İşte bu sınavdan almam gereken dersi aldım, artık çalışmaya başlıyorum" dediğiniz oldu mu? Eh, eğer olduysa beni anlayan insanlar da var deyip ana konuma döneyim. BAŞLAYAMADIM, hep erteledim -sonraki gün, ertesi aya; ertesi ay da, gelecek yıla dönüştü tahmin edebileceğiniz gibi.
Duymuşsunuzdur belki şöyle klişe bir söz: Hayat bir sınav...
Hayatı erteliyor musunuz -doğru soru erteleyebiliyor musunuz? Ya da ertelemek istiyor musunuz ki? Ben dolu dolu yaşayıp geriye bakınca sadece "İYİ Kİ"leri görmek istiyorum hayatımda, ama bu "İYİ Kİ"lere her şeyi erteleyerek ulaşamayacağımın da farkına vardım! Önemli olan şey o sınavlardan kaçmadığınızda hoşlandığınız şeyleri yapabilecek olmanız... (Örneğin bu düşüncelere üç gün önce sahip olsam blog'u aksatmadan yazardım.) Evet, kabul ediyorum biraz fedakarlık gerektiriyor. Belki o izlediğimiz dizilerden birini, sadece birini bir haftalığına izlememiz gibi ama ödülün büyük olacağına inanıyorum. Neden mi? Çünkü hayat gibi bir sınavda yapılan hiçbir şey karşılıksız kalmaz!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)