Sabah 4.45'te kalkıyorum. Iki gün üst üste bu kadar erken kalkmak biraz zor ama ne yapalım, el mecbur! Gezmek istiyorsam bir bedeli olmalı. Yemeğimi yiyip Gare du Nord'a bisikletle gidiyorum. RerB'ye biletsiz biniyorum. Biraz stresli bir süreç -acaba yakalanacak mıyım? Yakalanmadan tamamlıyorum. Anthony'de inip Orlyval'a biniyorum.
Saat 7.00 gibi havaalanındayım. Orly havaalanı... Bir görevli biletimi hemen almama yardım ediyor. Saat 7.15 olmadan bekleme salonuna giriyorum. Amerikalı bir aile ile tanıştım. Biraz konuştuk. Uçağım 8.30'da. Air-france'la uçacağım.
Uçak gayet rahat. Biraz uyuyorum ardından kuruvasan (çikolatalı) yiyip kahve içiyorum. Uyumaya devam ediyorum. 10.40'ta Bordeaux hava alanındayım. Çıkınca bir otobüs görüyorum. Şehir merkezine gittiğini öğrenince hemen biniyorum. Şansıma uçakta yanıma oturan çocuk otobüste de yanıma oturuyor. 45 dakikalik bir yolculuğun ardından beraber iniyoruz. Tourist information'ı bulmama yardım ediyor -çok yakışıklı.
Harita ve pazar günü şarap satan yerlerin isimlerini alıyorum. Şehri geziyorum. Kiliseler, kuleler, meydanlar, liman ve FETE LE VIN. Bordeaux'a ne için gidilir? Şarap için sanırım. Ben de festivalini bulmuşken gitmek hoş olur diye düşündüm. Festival ortamı gayet güzeldi, şarap tatıyorsun -tabi ki ben tatmadım.
Sonrasında da annemler için 4 ve beni ağırlayan aile için bir şarap aldım. 5 dükkan seçtim. 1 dükkanda kimliğimi göstermediğim için satmadılar, ben de siz bilirsiniz diyip çıktım. Diğer dükkanlarda ise gayet sıcak kanlılardı ve çok yardımcı oldular.
Tek problem arada bir yağmur yağmasıydı ama Bordeaux "Her yağmurun ardından, anın kendisi kadar güzel bir güneşin açtığı" şehirlere en güzel örnek. Birçok fotoğraf çektim aynı zamanda kameram da her zaman elimdeydi. Dönüş için Gare de Saint Jean'a yürüdüm. Trenim 6.23'te idi. Gayet rahat bir yolculuk geçirdim. Arada uyuyarak, arada kitap okuyarak, arada da manzaranın tadını çıkararak -çoğunlukla- güzel bir yolculuk geçirdim.
Trenden indikten sonra L'opera'ya giden bir otobüse bindim. Oradan da 45 dakikalık bir bisiklet yolculuğu... Eve geldiğimde saat 11 idi. Annemlere mesaj attım ardından da evin en büyük kızıyla yaklaşık 2 saat konuştuk. Kısaca mükemmel bir gündü.
Görüşmek üzere!
Posted via Blogaway