20 Ağustos 2014 Çarşamba

Geleli 3 gün oldu...

Geleli 3 gün oldu! Burası neresi diye düşünüyorsanız: Güney Fransa, Montpellier (güzellik ve hırsızlar şehri -neyse ki gelmeden önce biliyordum) Şimdi tabi ki de yazmaya ilk günden başlayacağım ve umuyorum ki programıma yetişebilir. Şuana kadar yazamadım çünkü inanın bana küçük bir zaman dilimi bile bulamadım. Evet yolculuk gününden, pazar gününden başlamak gerekirse:

Sabah 4.30 annemler için değilse de benim için uyanış saati -onlar daha erken uyandı. Bu sefer İstanbul'a onlar beni bırakacaklar. Çünkü ne feribot var ne otobüs. ve Yine çünkü Atatürk Havalimanı. Hiç uykum yok ve yol boyu konuşuyoruz. Eskicilerden feribota bindikten sonra İstanbul ve havalimanına ulaşmak için şehri boydan boya geçmemiz gerekiyor. Bu arada unutmadan söyleyeyim yeni bir fotoğraf makinesi-kamera aldım ve bu nedenle her fırsat bulduğumda fotoğraf çekiyorum.

Atatürk havalimanına geldiğimizde saat 8.00. Oysa ki biz daha çok 9.00 gibi gelmeyi düşünmüştük, çünkü uçağım 11.50'de. Bir duygu yoğunluğuyla kucaklaşıp ayrılıyoruz -çaktırmayın gözlerim doluyor. İçeri giriyorum. Check-in 10.00'da başlıyor, zaman bol, okunacak kitap çok. Okumaya başlıyorum. 2 gün önce izlediğim filmini 2. kitabı Insurgent. Bir hayli yol kat ediyorum ve kapılar açılıyor. Anlaşılan biletim bagajlı değil bu nedenle bagaj hakkı satın alıyorum. El bagajımı da alıyorlar. Bu sefer 2 bagajla gidiyorum çünkü, annemlere getirmek istediğim çok şey var. İçeri girip Finans Bank'ın Lounge'ına giriyorum. Yaklaşık 1 saat boyunca orada bekleyip biraz da dinlendikten sonra uçağım havalimanının öbür ucundaki kapıdan kalkacağından yürümeye başlıyorum -222 numaralı kapı.

Bu sefer uçak Air-France. Koltuk numaram 15D. Kalkmadan önce annemlerle ve anneannemlerle konuşuyoruz. Uçak yaklaşık 15 dakika rötarla kalkıyor. Hedef Marsilya -yani şimdilik! Çoğunlukla müzik dinleyip uyuyorum. Arada tavuk ve salatayı barındıran bir yemek geliyor. Marsilya Havalimanına oranın saatiyle 14.15'te varıyorum. Anlayacağınız yolculuk 3 saat 10 dakika sürdü. Bagajlarımı çabucak alıp önceden bilet aldığım Shuttle Bus'a yöneliyorum. Bu Shuttle Bus Tren Garına gitmek için, çünkü son durağım olan Montpellier'ye trenle gideceğim.

Trenim 18.18'de. Biraz beklesem de bu arayı piyano çalıp, kitap okuyarak değerlendiriyorum; yani kısaca sıkılmıyorum. Tren Montpellier'den önce birçok kasabada duruyor. İndiğimde saat 20.15. Yürüyerek eve doğru yola koyuluyorum. Evim gayet yakın. Ev sahibimin benimle kalacak diğer kız olan Tabea'yı havalimanından almaya gittiğini düşünerek, küçük bir şehir turu yapmaya karar veriyorum. Bu küçük şehir turu ise sadece Place de Comedie'yi kapsıyor -evimin hemen yanı. Bu arada gelirken okulumu da gördüm.

Saat 9.00 gibi evin önüne tekrar geliyorum. Şansıma Madam Fournel -ev sahibim- daha evden çıkmamış. Çok seviniyorum. Beni eve bırakıyor, odamı gösteriyor. Ev çok büyük ve antikalarla dolu. Şehrin tam olarak göbeğinde ve şuana kadar evimden de ev sahibimden de çok memnunum. Duş alıyorum, yerleşiyorum. Ben bunları bitirdiğimde Madam Fournel de Tabea ile dönmüş oluyor. Tabea şirin bir kız. Madam Fournel iyi geceler diliyor. 10 dakika sonra kapım çalınıyor: Tabea. Konuşmak istemiş. Tabi ki ben de memnuniyetle konuşuyorum.

Saat 12'ye doğru Tabea ayrılıyor. Okul için yapmam gereken testi tamamlayıp, biraz kitap okuyup, yatıyorum. Çok da güzel uyuduğumu söyleyebilirim. En kısa zamanda yeni yazımda...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder