Evet bugün pazartesi, okul heyecanı, tanışma heyecanı, acaba arkadaş bulabilecek miyim endişesi, merak ve daha saymadığım bir çok duygu ve düşünce...
Sabah erken kalkıyorum, çünkü okulun ilk günü 8'e doğru okulda olmak istiyorum. Sabah kahvaltıda Madam Fournel peynir, kruvasan, portakal suyu, kuru kayısı ve sütlaç hazırlamış. Kahvemi içerken yemeğimi yiyorum. Şunu soylemeliyim ki şuana kadar gördüğüm kadarıyla Madam Fournel sahip olup olunabilecek en iyi misafir aile! O kadar yardımsever ve şirin ki!
Okulun önünde benim dışımda bir kişi var. Herhalde ikimiz de okulun açık olmadığını varsaydığımızdan kapıyı çalmıyoruz. Okulun öğretmenlerinden benim öğretmenim olan Mariellene geliyor ve neden kapıyı çalmadığımızı soruyor. Beraber yukarı çıkıyoruz. Evde bir şey unuttuğumu farkedince hemen eve dönüyorum. Geri geliyorum ama sınıfım belli değil. Testimi önceden teslim almaları gerekiyormuş...
Sekreteryadaki bayan beni kuvvetle muhtemel üst sınıfa alacağını soyleyip bir sınıfa bırakıyor. Sınıfın benim için çok kolay olduğunu farketmem bir kaç dakikamı alıyor ve sınıfımı değiştiriyorum. Önceden de söylediğim gibi öğretmenim Mariellene. Biraz yaşlı ama problem olmuyor. Insanlarla da çabuk kaynaşıyorum. Ders güzel geçiyor.
Öğle arasında sınıf arkadaşlarım ve birkaç farklı arkadaşla yemeğe gidiyoruz. Ben bu güzel kahvaltıdan sonra çok tokum ama biraz geziniyorum. Onları tanıma fırsatı buluyorum.
Öğleden sonraki dersim sabahki ilk sınıfımdaki öğretmen ile. Adı Prisque imiş. Esprituel biri. Genel olarak konuşuyoruz.
Dersten sonra Tıp Fakültesi -Fransa'daki en eski Tıp Fakültesi- 'ne gitmeye karar veriyoruz, çünkü anatomi üzerine bir sergi varmış. Maalesef Fakülte kapalıydı. Sonrasında artık! Şehirde biraz tur atıyoruz. Arkadaşım Andrew ile evine yürüyorum. Evinde Alman bir kız da yaşıyor. Üçümüz öyle mutfak masasına oturup muhabbet ediyoruz. Sonrasında Andrew benimle eve yürüyor. Çok tehlikeli bir yer olmasa da, başka biriyle olmakta fayda var.
Yemek 7.30'da. Ben de 7.20'de evdeyim. Galiba Madam Fournel aşçı! Giriş yemeği olarak Tabulet, sonrasında patates püresi üzerinde pirzola yiyoruz. Ikisi de birbirinden güzel. Tatlı olarak da armut var. Çok yemiş gibi hissettiğim için koşuya çıkmaya karar veriyorum. Tabea da benimle gelmek istiyor. Beraber yaklaşık yarım saat koşuyoruz. Sonrasında da daha yürüyüş ve muhabbet. Eve döndüğümde bir hayli yorgunum. Biraz kitap okuyup yatıyorum!
Güzel başlangıçlar, güzel bitişler!
Posted via Blogaway
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder