29 Ağustos 2014 Cuma

Uzun Bir Yol ve Birçok Efor

Evet anlatacağım gün uzun ve güzel... Hem de her şeyi ile! Öncelikle sabah saat 5'te kalkıyorum çünkü trenim saat 6'da! Ama alışık olduğumdan bir problem yok. Her şeyimi toparlıyorum ve bir şey unutmadığıma emin olduktan sonra evi terk ediyorum. Bisikletimi alıyorum ve gayet hızlı sayılabilecek bir şekilde tren garındayım -2 dakika. Biletimi makineden çıktı alıyorum ve annemlerle mesajlaşıyorum. Trenim Marsilya treni ama ben ilk durağım olarak Tarascon'da ineceğim. Trene biniyorum. Doğru tren olup olmadığını bulmak için birine soruyorum ve trenin hiç durmadan Marsilya'ya gideceğini söylüyor. Bir an şok geçiriyorum, bana nereye gittiğimi soruyor ve Tarascon dediğimde oraya gittiğini söylüyor. Hiç durmadan derken aktarmasızı kastetmiş!

Tarascon'da gardan indiğim anda şehirde gezilebilecek yerlerin yer aldığı bir harita buluyorum. Ona göre şehir turumu yapmaya kararlıyım. Aslında bugün Tarascon'da Ortaçağ festivali varmış ama ben maalesef katılamayacağım, çünkü başlamadan ayrılıyorum. Tarascon'da birçok görülecek yapı var -en büyüğü kalesi. Bütün her şeyi tamamiyle gördüğümü söyleyebilirim, en azından listede yer alan! Köprüyü geçerek Beaucaire'e ulaşıyorum. Bu arada Tarascon'u gezmek bisikletle bir saatimi aldı!

Beaucaire daha büyük bir şehir. Burada da şehrin bir haritasını buluyorum -biraz zor oluyor- ve dolaşmaya başlıyorum. Beaucaire'in daha da büyük bir kalesi var ve çıkmak için tırmanmak gerekiyor. İçine girmesem de tırmanıyorum -açık değildi. Beaucaire ve Tarascon'dan cidden çok hoş hoşlandığımı belirterek buralardan ayrılma zamanı! Programıma uygun gidiyorum, saat 10.30... Tourism Information'a uğrayıp yolun güvenli olup olmadığını öğrendim -güvenliymiş. Yol ciddi anlamda çok güzel, nehirin ve ormanın kenarından, bazen de içinden geçiyorum. Ciddi anlamda çok eğlenceli, güzel bir rüzgar ve güzel bir güneş var. İlginç bir şey gibi gelebilir ama bisiklet kullanırken çoğu zaman uçuyormuş gibi hissediyorum!

Pont du Gard'a tabelalar yardımıyla varıyorum. Yolda kendime nektarin alıyorum. Pont du Gard cidden çok güzel. Doğası olsun, nehir olsun, köprü olsun... Her şeyiyle! Köprü dünyanın en büyük köprüsü ve gerçekten yaşına da bakılırsa insanı hayretler içinde bırakıyor. Maalesef nehirde yüzmesem de köprüye tırmanarak mükemmel bir zaman geçiriyorum sonra da bisikletimi alarak Uzes'e doğru yol alıyorum. Uzes biraz uzak ama sonuçta ulaşmayı başarıyorum. Yolda gördüğüm bir şarap mahzeninden ikisi kırmızı -annemler- biri beyaz -misafir ailem- için şarap alıyorum. Şunu da eklemeyi unutmadan bisiklet kullanırken şarapları sırtında taşımak çok zor!

Evet Uzes demişken Uzes şaraplarıyla ve Haribo Müzesiyle ünlü. Ben müzeye şehir daha çok ilgimi çektiğinden girmedim. Şehire varabilmek için bisikletle birçok yokuş çıktıktan sonra bu küçük, mükemmel atmosferli ve bir hayli tarihi şehre vardım. Tourism Information'dan gezilecek yerlerin listesini aldıktan sonra bisikletimi kilitleyip gezmeye başladım. Bulduğum güzel bir dondurmacıdan 3 top dondurma aldım -kahve, çikolatalı kurabiye ve brownie. Güneşte bir bisiklet kullanmak, bir dondurma yemek! Uzes'den Nimes'e otobüs olduğunu öğrendim ve Nimes'e otobüsle gitmeye karar verdim. Çünkü bildiğiniz gibi bisiklet kiralık olduğundan akşam iade etmem gerekiyor ve bisiklet kullanırsam yetişebilir miyim bilmiyorum. Uzes'te iki saat geçirdim, çünkü bu küçük şehri tamamı ile keşfetmek göründüğünden daha zor! Otobüste 2 Fransız bayan ile konuşuyorum. Nimes'e çabucak varıyoruz. Biletimi alıyorum ve treni beklemeye başlıyorum, çünkü saat 6 oldu bile. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadan geçiyor zaman! Trene biniyorum, yolculuk yaklaşık 20 dakika sürüyor.

Bisikleti 6.40'ta bırakıyorum, yani mağaza kapanmadan tam 20 dakika önce -hep çok dakik oldum. Maalesef anladığınız üzere turumda planladığım gibi gitmeyen tek şey Nimes'i görememem oldu ama yine de mükemmel bir zaman geçirdim. Ayrıca da bir öğleden sonra trene atlayıp Nimes'e gideceğime eminim! En çok ilgimi çeken şehir Uzes olmasına rağmen hepsi birbirinden güzeldi!

Yemeğe yetiştiğime de sevinçliyim. Aşırı yorgun olduğumu farkediyorum! Aslında Tabea ile bir şeyler yapmaya sözleşiyoruz ama odama gittiğim an uyuya kalıyorum -tabi saati kurmayı unutmadan, nasıl uyuya kalmaksa! Mükemmel bir günün tatlı yorgunluğu sadece güzel bir uykuyla daha da güzelleşiyor! En kötüsü böyle olsun!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder