Öncelikle günaydın. Bu yazıyı dün yazmama rağmen bugün paylaşıyorum, çünkü internetim yoktu...
Şimdi sabahtan başlayalım. Sabah host-mom'ımımla en uzun muhabbetimizi ettik. Fransızca'mın iyi olduğunu söyledi ki bu beni aşırı derecede mutlu etti. Annem ve babamla tango yaptıktan sonra dışarı çıkmaya karar verdim. Odamı da topladığım için çıkmam biraz uzun sürdü ama en azından içim rahat.
Geçen akşam hazırladığım programdaki yerleri dolaşmaya karar verdim. Haritamı cebime atıp, müzik dinleyerek öylesine yürüdüm. Bourse, National Biblioteque, Eglise de la Madeline ve bir meydanı gördükten sonra internet bulabileceğim bir yere oturdum. Yani Starbucks'a! Bryan pikniğe davet etti. Ben de gitmek üzere metroya bindim. Gittiğim park, Bois de Boulogne, Paris'in güneybatısında yer alıyor ve sanırım en büyük 1. veya 2. parkı. Metrodan indikten sonra parka doğru yürümeye başladım. Önce yanlış kapıdan girmişim ama sonra büyük göle doğru yolumu bulabildim. Büyük göl derken ad olarak değil; baya büyük yani! Bryan'lara her yoldan ulaşmayı denememe rağmen ulaşamadım. Onlar da bana ulaşamadı ki buluşamadık. Neyse ki gayet güzel bir parkta olmam nedeniyle keyfini yalnız başıma da çıkarabilirdim. İnsanlara ve doğaya bakarak öylesine yürüdüm. Gölde kürek çekenleri izledim. Yani pek sıkıldığım söylenemez. Yine de arkadaşlarımla olsam belki daha fazla eğlenebilirdim. Neyse "Hakuna Matata!"
Sonrasında Eiffel Kulesine doğru yola koyuldum. Tam bir turist cliche'si olmasına rağmen, gitmesem olmazdı! Birkaç fotoğraf çekindikten sonra hemen önünde yer alan Champs de Mars parkında biraz gezindim. Sırada Hotel Des Invalides vardı -gazilerin rahatça yaşayabilmeleri için inşa edilmiş ve şuana kadar Paris'te gördüğüm en ihtişamlı yapıtlardan biri. Seine nehrinden geçip Grande Palais ve tam karşısındaki Petite Palais'ı gördüm. Şehrin öbür ucunda olduğumu ve havanın kararmaya başladığını düşününce eve doğru yürümeye başladım. Saat 10 civarında evdeydim. Velib istasyonlarını ve bisiklet alabileceğim yerleri araştırdım. Sonrasında zaten uyumamama imkan yoktu. Sanırım gerçekten dinlenebilmem için gelecek haftasonunun gelmesini beklemem gerekecek. Çünkü bu hafta sonu dinlenmekten çok yoruldum.
Sizin de bu tür tatlı yorgunluklara sahip olmanız dileğiyle!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder