28 Haziran 2014 Cumartesi

110!

Bugün yapmayı planladığım şey Giverny'ye biskletle git, bisikletle gel. Kaç kilometre? 86+86=172. Neden böyle bir fantezim var? Çünkü hem bisiklet sürüp, hem çevreyi görüp hem de Giverny'ye bisikletle gitme deneyimini edinmek istiyorum ve ayrıca unutmadan ben Su Başak Satır'ım. Her neyse, ister otoyol olsun ister yol olmasın bisikletle gitmeye kararlıyım. Korkuyorum, düşünüyorum, mantıklı gelmiyor ama yine de yapacağım.

...ve evet günüm 4.45'te başladı. Çantamı tamamen toplayıp corn-flakes'imi yedikten sonra saat 5.30'da evden çıktım. Paris'ten çıkmam 1 saatimi aldı. 5.30-6.30 arasında "Şuraya nasıl gidebilirim?" diyebilecek bir insan bulmak çok zor sizi temin ederim. Ya da ayık bir insan bulmak! Sonuçta biraz haritalarla biraz da ayık insanların yardımıyla ara sıra yanlış yerlere gitsem de yolumu buldum. Gezim yaklaşık 20-30 kasaba içeriyor ama isimlerini saymayacağım.

Önce Foret de Saint Germain'e geldim. Bu ormanın arasındaki yoldan geçerken tek düşünebildiğim şey uzun zamandır bu kadar mutlu olmadığımdı. Hafif bir güneş ışığı, çevrem yeşilliklerle kaplı, bir yandan kuşların, bir yandan rüzgarın sesi! Kısaca daha ne isteyeyim. Bu geziyi yapmaya karar verdiğim için kendimi tebrik ettim. Bana yapmamam gerektiğini söyleyen insanları buradan şiddetle kınıyorum. Çok tehlikeli dediğiniz yerlerde bisiklet sürmek, Paris'te bisiklet sürmekten daha kolay!

Ardından Parc naturel régional du Vexin français'e geliyorum. Burası hayatımda gördüğüm en büyük National Parc. ...ama küçük bir problem var: Dağ olmasa da tepe ve çukulardan oluşuyor ve benim hepsini bisikletle tırmanmam gerekiyor. İçimden lanet okuyarak ve ölümcül şekilde yorularak gidiyorum. Belki yolculuğun başında olsam rahat olabilirdi ama 50. kilometrede? Hiç de rahat değil. Yine de başarıyorum -başka çarem yoktu :D

Bu arada küçücük bir problem var. Sürekli yağmur yağıyor -6.30 saat boyunca. Her yerim ıslandı ama önemi yok...

Sonunda Giverny'ye ulaşıyorum. Giverny neresi? Claude Monet'in evi. Claude Monet kim. İzlenimcilik akımının en büyük öncülerinden biri. Hem evinin bahçesini göreceğim hem de yaptığı resimleri (5€) -bahçe derken içinde göl falan var. Mükemmel bir görüntü. Çiçekleri gördüğümde annem olsa çok beğenirdi diye düşünüyorum ve gözlerim doluyor. Bir papatya koparıyorum. Kurutup ona vereceğim. Küçük kasabayı yeterince dolaştıktan sonra yola koyuluyorum.

Yaklaşık 1 saat yoldan sonra tren garına varıyorum. Buradan Paris treni için bilet alıyorum. Neden trenle dönüyorum? Bisiklet kiralık ve en geç 7'de iade etmem gerekiyor. Eğer binmezsem yetişemeyeceğim. Bir aktarma gerektiriyor. 1.30 saat sonra Paris'teyim.

Bisikleti iade etmeye gidiyorum. Bu arada Gey Parade var. Bisikleti iade ettikten sonra süt almaya çalışırken yanlışlıkla kefir alıyorum. Evime doğru yürüyorum. Girer girmez kendimi yatağa fırlatıyorum. Sonrasında annemlerle Skype yapıyoruz. Sıcak bir duşa giriyorum çünkü ne oturabiliyorum ne de yürüyebiliyorum.

Annemin doğuma gitmesi gerekiyor. Benim de bu blog'u yazdığıma göre uyumam.

Sonuç olarak 110 kilometre yol gitmişim ve hayatımın en mükemmel deneyimlerden birisi olmuş. Umarım sizin de böyle deneyimleriniz olur!

Yarına!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder