Şuan çok uykum var ve sabah duşa girmem gerekiyor ama yazacağım çünkü şu günler belki de yazılması en önemlileri...
Sabah kalkıyorum, tamamen mutlu olduğum söylenemez, aslında hiç mutlu olduğum söylenemez. Depresyonda gibiyim ama değilim. Sabah okula gidiyorum, durumu açıklıyorum ve bana bir öğrenci kimliği çıkartmalarını rica ediyorum -ne de olsa artık pasaportumla gezmem biraz tehlikeli olur. Benden pasaportumdaki fotoğrafın fotokopisini çekmek için para istiyorlar. İşte insanlık budur! Mesele para olmasa da o kadar gıcık oluyorum ki değil fotoğraf kimlik bile istemiyorum.
Ama haklarını yemeyeyim, bazı öğretmenler çok yardımcı: Lobna, Emanuel, Lillianne... Hepsi yapabilecekleri bir şey olup olmadığını soruyor. Sonuçta hiçbir şeyimi geri getirmese de küçük bir teselli. Dersim Emanuel ile tiyatro. Saat 11'de dersten çıkıyorum, çünkü elçiliğe gitmem gerekiyor, çünkü polis kelimenin tam anlamıyla hiç yardımcı olmuyor. Direk metroya atlayıp elçiliğe en yakın yerde duruyorum. Bir beyefendi google maps'ten elçiliklerin bulunduğu yeri bulup Afganistan elçiliğine kadar benimle yürüyor. Sonrasında Afganistan elçiliğine nasıl gidebileceğimi soruyorum ve çok yardımcı oluyorlar.
Türk Büyükelçiliğine varıyorum. Türk Bayrağını gördüğüm için o kadar mutluyum ki! Gerçekten de birinin bana yardım edeceğini düşünüyorum. Kapıyı çalıyorum ama kimse açmıyor, kimse benimle konuşmuyor. Çevrede bir tur atıyorum. Başka bir kapı buluyorum. Açmıyorlar ve diğer kapıya geri dönmemi talep ediyorlar. Geri dönüyorum. Görevli kapıdan dışarı çıkmadan bana ne istediğimi soruyor. 16 yaşımda olduğumu ve pasaportum dışında her şeyimin çalındığını anlatıyorum. Beni içeri almamakla kalmıyorlar, yapabilecekleri bir şeyin olmadığını söylüyorlar ve beni dışarıda bekletiyorlar. Komiseryaya gitmeliymişim. Komiserya'nın nerede olduğunu soruyorum, görevli yeni başladığını ve hiçbir şey bilmediğini ifade ediyor. Hiçbir şeyi bilmeyen insanların büyükelçilikte görevlendirilmesi Türkiye'nin durumunu gözler önüne seriyor.
Sokaktaki insanlardan daha fazla yardım görerek komiseryayı buluyorum ama maalesef dilekçe veremiyorum, çünkü reşit olmam gerekiyormuş. Hırsızı arayacaklarını söylüyorlar, çok yardımcı oluyorlar. Akşam ev sahibim ile gitmeyi planlıyorum.
Okula dönmeden, olayın geçtiği Starbucks'a dönmek istiyorum -bir gelişme var mı bakmak için. Hiçbir gelişme yok! Adresi alıyorum ve okula gidiyorum.
Ev sahibime benimle gelip gelemeyeceğini soran bir mesaj atıyorum. Memnuniyetle geleceğini belirtiyor ve bu benim için mükemmel bir haber. Saat 6'da buluşmak için sözleşiyoruz. Kendim için çok zor bir derse giriyorum ama çok yararı oluyor. Son dersim için evde çalışmak üzere gerekli materyalleri alıyorum. 6'da evdeyiz, en yakın komiseryaya gidiyoruz ama çok kalabalık, randevu almamız gerektiğini söylüyorlar. Belki yanıma reşit gerekmeyebilir, çünkü kendimden sorumluyum. Eve dönüyoruz, randevu alıyoruz.
Zaman geçiyor ve ben hala suç duyurusunda bulunamadım. Böyle bir sorumsuzluk yok...
Akşam yatmadan TED uygulamalarını seyrediyorum. Sonra da kabuslarla dolu yatağıma yatıyorum.
Yarına!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder