Öğle arasında yeni ve tam anlamıyla tek arkadaşım Eleonora beni buluyor ve beraber yağmurun ortasında kahve içmeye Starbucks'a gidiyoruz. Birçok farklı konudan bahsediyoruz ve uzun zamandır ilk defa bir yaşıtımla olmak beni bir hayli mutlu ediyor. Beraber bir üst sınıfın dersine girmeye karar veriyoruz -çünkü o sınıfın öğretmeni Lillianne ve benim favori öğretmenlerimden biri. Kültür günümüz olduğu için Lillianne bizi Bibliotheque National Francois Mitterrand'a -kütüphane- götürüyor. Süper bir rehber. Sürekli Eleonora'yla konuşuyorum ayrıca da biraz kılostrofobim olduğunu farkediyorum.
Kütüphaneye gelecek olursak gördüğüm en ilginç ve en büyük kütüphane olduğu kesin. Ayrıca bir hayli görkemli ortasında ormanımsı bir park olan 4 kuleden oluşuyor. Sade ve modern bir yapı. Fransa hakkında birçok ilginç bilgi öğreniyorum. Ardından hemen yanında bulunan kaydırak şeklindeki köprüden -Simone de Beauvoir- geçiyoruz. Geçerken Eleonora Seine'de gemi turu yapmak istediğini söylüyor ben de kabul ediyorum.
Gruptan bisikletimi teslim almak üzere ayrılıyorum -bu seferki gri. Okula döndüğümde ise herkes çıktığından ben de şehir turu yapmak için erken ayrılıyorum. Pantheon'u kapsayan iki saatlik bir şehir turu yaptıktan sonra ertesi gün dinlenmek için eve geri dönüyorum. Gerekli hazırlıkları yapıp, duş alıp 9.30 gibi yatıyorum.
Yarına!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder